AKP'yi aşmak

2007-04-20 15:07:00

AKP iktidarına karşı, „merkez sol ve merkez sağın, kendi içlerinde ayrı ayrı birleşmesi ya da ‚seçim ittifakı’ yapması ya da sol-sağ ayrımına bakmadan‚ bir araya gelme’ önerileri yapılıyor. AKP’nin dışındaki güçler oturmuşlar, „AKP ye karşı bir seçim ittifakını nasıl oluşturabiliriz?“ diye düşünüyor. Ama „AKP’yi aşan bir hayatı nasıl kurabiliriz?“ demiyorlar. Hatta ittifak önerisi yapılanların bir çoğu, 70 yıllık cumhuriyet tarihinde denenmiş ve bu ülkeye radikal hiçbir katkısı olmayan, ekonomiyi IMF, dış politikayı da ABD ile yönlendiren siyasi erkler. Bunların tümünü bir araya getirseniz, bir etmeyecektir. Çünkü bir ortak özellikleri de, birbirlerini yoketmek üzerine kurulu olmalarıdır.

AKP’ye karşı ittifak

AKP dışında bir siyasi oluşum arayışında olanların, Uluç Gürkan’ın bir yazısından edindiğim bilgilenmeye göre, „Kemalizm solu-sağı olmayan bir üçüncü yol olarak“ ileri sürülüyor. Ama ne menem bir şeydir ki, bu Kemalizm türü çok olduğu için, herkes kendi kafasına göre bir Kemalizm üretiyor. İşçi Partisi de bunun öncülüğü yapıyor. Diğer yandan Kamuran İnan'ın çok sayıdaki eski DYP ve ANAP milletvekiliyle birlikte oluşturduğu, aralarında İstemihan Talay ve Hüsamettin Özkan ile Hurşit Tolon ve bazı emekli paşaların da bulunduğu Mehmet Haberal'a odaklı ‚Diyalog Grubu’, Yaşar Okuyan'ın Hür Partisi, Saadettin Tantan'ın Yurt Partisi, Mümtaz Soysal’ın Bağımsız Cumhuriyet Partisi’nin bir araya gelmesinden bahsediliyor. Bülent Ecevit'in "demokratik sol, sosyal demokrat ittifak" için önerdiği Yılmaz Büyükerşen’in de, özellikle Diyalog Grubu ve Yaşar Okuyan ile dirsek teması halinde olduğu, güçbirliğinin sol-sağ ayrımı olmadan gerçekleşmesi önermesinden söz ediliyor. Bu arada Bülent Ecevit'in de, rahatsızlanmadan iki gün önce Murat Karayalçın'a, seçim ittifakının sağı da kapsayabileceğinden söz ettiği, nihayet, İlhan Selçuk'un‚ muhalefetin başına Demirel geçsin’ şeklinde öneri de bulunduğu ifadelendiriliyor.

Biraraya gelemezler

 Sayın Uluç Gürkan’ın böyle bir birlikteliğin olmayacağı, olamayacağı yönündeki tahlillerine katılmakla birlikte, bunun da ötesinde bir başka konuyu gündeme getirmek istiyorum. Bir araya gelmesi önerilen bu yapıların, belirli bir siyasi argüman sahibi olmalarının ötesinde, şimdiye kadar bölünmüşlüklerinin gerekçeleri ortadan kalktı mı ki, yeniden bir araya gelebilsinler? Temelde her biri iktidar yarışında olan bireyler ve bu bireylerin oluşturduğu yapılar bir araya gelse de, bunlardan yeni bir sinerci ortaya çıkmayacaktır. Çünkü bunlar ilk buldukları fırsatta birbirlerini yok edeceklerdir. AKP iktidarına karşı bunca gürültü yerine, „AKP’yi aşan, solun AKP’sini yaratma“ çabasını göstermek gerekir. İşçi Partisi, böylesi zamanlarda kendisini adres gösteriyor ve „Bunların amacı, solun AKP’sini kurmak!“diyerek eleştiri bombardımanlarına başlıyor. Hatta buna dair bir yazıyı Aydınlık’da yayınladı. Ama solun AKP’si yaratılmadığı sürece, elma ile armutların bir aradanlığından bir şey ortaya çıkmayacaktır.

Eski-yeniden bizi kim kurtaracak?

Evet önerilenlerden bir şey çıkmaz. Çıksa da, bizi bu ortaya çıkacak olan yapıdan kim kurtaracaktır? Öyle ya! Şimdiye kadar bu bir araya gelmesi istenilen ve başına da geçmesi düşünülen Demirel’lerin dönemini atlattık, yeniden geriye dönmenin ne gibi bir anlamı var? Demirel her defasında kendisine destek verenleri satmadı mı? Şimdi yeniden „demokrasi havarisi“ kesiliyor. Yağmurdan kaçarken, doluya tutulmuş gibi bir haldeyiz ama, dolunun üzerine gitmek ve yeni hayatı tasarlamak gerekir diye düşünüyorum.  „Eskiden hayır olsaydı, bit pazarına nur yağardı!“ diye bir söz var. Unutmayalım.

 

0
0
0
Yorum Yaz