Bağımsız Adayların Parlamentoya Girmesi Çok Şey Değiştirir

2007-06-21 12:29:00

Bağımsız Adayların Parlamentoya Girmesi Çok Şey Değiştirir

Ahmet İnsel

 

 

Bağımsız adaylar seçim gündemine tüm ağırlığıyla girdi. Birçok bölgede seçmenler, sistem partilerinin kendilerine dayattıkları milletvekili adaylarına oy vermeye artık mecbur değiller. Birçok seçim çevresinde, özellikle demokrat, özgürlükçü seçmenlerin, sol sıfatını tekeline alarak, sol değerleri iğfal edenlere kerhen oy verme gibi bir gerekçeleri olmayacak. Ve, "kimse beni temsil etmiyor" diyerek, sandığa gitmemenin ya da boş oy vermenin de gerekçesi kalmayacak. Elbette tüm Türkiye'de, bütün seçim çevrelerinde değil, ancak seçim sisteminin bağımsız bir adayın seçilmesini olanaklı kıldığı yerlerdeki demokrat seçmenlerin ellerinde böyle bir tarihi fırsat var. Diğer seçim çevrelerindeki demokratlar ise bu olası tarihi başarının ortağı olacaklar.

Birçok kez belirtildi ama tekrarlamakta yarar var. 12 Eylül rejimi, yüzde 10 gibi son derece ağır bir ulusal baraj yaratarak, sonuçta tek turlu bir çoğunluk sistemini empoze etti. Sistem iki veya üç partinin Meclis'te temsil edilmesini öngörüyor. Barajı geçen partilerin kendilerine verilmeyen oyları gasp edip, boş kalan milletvekillerini aralarında paylaşmalarını örgütlüyor. 2002 seçimlerinde, AKP ve CHP geçerli oy veren seçmenlerin yüzde 45'inin oylarını gasp etti. Ne iktidar partisi ne de muhalefet, dört buçuk yıl boyunca, seçim sisteminin değiştirilmesi yönünde en ufak bir girişimde bulunmadı. Bu baraj rantı koalisyonunu önümüzdeki seçimlerde büyük ihtimalle bağımsız adaylar bozacak. Baraj birçok yerden delindiği için işlevini kaybedecek.

Bunun yanında, siyasal rejimin otoriter özüyle uyumlu olan sistem partileri, yasaların ve seçim sisteminin de buna uygun olması sayesinde, milletvekillerinin seçmenler tarafından değil, parti liderleri tarafından seçilmesini artık bir kural haline dönüştürdüler. Özellikle çok sayıda milletvekili çıkarılan seçim bölgelerinde, seçmenlerin oy verdikleri partinin listesinde yer alan milletvekillerinin çoğunun adını hayatlarında ilk kez duyduklarını biliyoruz. Seçildikten sonra bile bölgesindeki seçmen tarafından çoğunun adı dahi bilinmiyor. Bunlar seçmenlerini değil, parti liderlerini temsil ediyorlar.

Buna karşılık, bağımsız adaylar, sistem partilerinin liderlerinin ne kendi yerel örgütlerinin üyelerine ne de seçmenlere verdikleri bir hakkı biz seçmenlere veriyor. Özellikle gerçekten bağımsız adaylar, o seçim çevresindeki seçmenlerin girişimiyle adaylıkları tescillenip desteklendiği için, 12 Eylül rejimiyle parlamenter sistemimizdeki cılız izleri de kazınan aşağıdan yukarı bir demokratik temsil mekanizmasını işletiyorlar. Bu açıdan da demokrat, özgürlükçü ve her şeyden önce bağımsız adaylar diğer adaylardan radikal biçimde farklılar.

Bağımsız adaylar, seçim çevrelerinin büyüklüğüne göre, 15'in üzerinde milletvekili çıkaran yerlerde geçerli oyların yüzde 3,5 veya yüzde 5'ini alarak seçilebilecekler. Dolayısıyla birçok yerde demokrat, sol bağımsız adayların makul, hatta yer yer yüksek oranda seçilme şansı var. Bu durumda, bu bağımsız adaylara verilecek oylar, hem boşa gitmemiş olacak, hem de sistem partilerinden birine verilmiş oydan çok daha büyük bir ağırlık taşıyacak.

Bu son konu etrafında özellikle durmakta yarar var. Bir seçim çevresinde bağımsız bir adayın seçilmesi, barajı geçen ve bu nedenle barajı geçemeyen partilere verilen oyları gasp eden partilerden birinin milletvekilinin yerini alacak. Bunlar, genellikle parti aday listelerinin ortasında, hatta ortanın altında yer alan bir milletvekili olacak. Parti liderinin, seçilme şansı olmayan veya çok az olan sıraya yerleştirdiği bir aday olacak bu. Seçilecek bağımsız aday işte bu milletvekili adayının yerini alacak. Bunun hangi partiden olacağını kestirmek ise, yüzde 10 barajının yarattığı lotarya sistemi nedeniyle mümkün değil.
Barajı iki parti geçerse farklı, beş parti geçerse bu lotarya farklı işleyecek.

Önümüzdeki seçimlerde sadece AKP ve CHP barajı geçerlerse, bağımsız aday bu iki partiden birinin sonuncu seçilen milletvekilinin yerine parlamentoya girecek. Örneğin 2002 seçimlerinde İstanbul 2. seçim bölgesinden AKP 13, CHP 8 milletvekili çıkarmıştı. Aynı durum bu seçimlerde tekrarlansa, bu seçim çevresinde AKP listesindeki 13. sıradaki veya CHP listesindeki 8. sıradaki milletvekili adayının yerine, Baskın Oran parlamentoya gidecek. Küçük bir hatırlatma: Diğer tüm partilerin barajı aşamaması nedeniyle, 2002'de bu seçim çevresinde, 40 bin oyla milletvekili seçilmişti.

Aynı şey, 25 milletvekili çıkaran İstanbul 1. seçim çevresinde bağımsız aday Ufuk Uras için geçerli. Bugün partilerin bu seçim çevrelerindeki aday listelerine bu gözle bakıp ortalarda duran bir adayın isminin karşısına Baskın Oran'ı veya Ufuk Uras'ı koyduğumuzda, bağımsız sol adayın özgül ağırlığının ne demek olduğunu çarpıcı biçimde görebiliyoruz.

Bu karşılaştırmayı bağımsız sol adayların girdiği diğer birkaç seçim bölgesi için de yapmak, bir tek bağımsız sol milletvekilinin meclisteki ağırlığının sistem partilerinin onlarca milletvekiline denk geleceğini açık biçimde gösteriyor. Üstelik bu bir değil, birden çok ses de olabilir. Bağımsız demokrat özgürlükçü seslerin parlamentoda çınlaması, 12 Eylül rejiminin rutinini bozacak. Bunun önemini küçümsemek sorumsuzluk değil midir?

Bugün bağımsız sol adayların ağırlığını, "Meclis'te tek ses ne işe yarayacak?" veya "oyum gene de boşa gidecek" diyerek hafife almak, 12 Eylül rejimine ve sistem partilerine teslim olmak demektir. Bu kez 12 Eylül rejiminin bize empoze ettiği temsil tekelinden kurtulmamız, demokrasiyi aşağıdan yukarı doğru çalıştırmamız mümkün. İçinizde hâlâ bir şüphe varsa, bir kez daha tavsiye ederim. "Baskın Oran'ı mı, Ufuk Uras'ı mı veya diğer seçim bölgelerindeki bir bağımsız sol adayı mı parlamentoda görmek isterim, yoksa sistem partilerinin aday listesinde orta sıranın altında yer alan bir adayı mı?" sorusunu kendinize sorarak, bölgenizin aday listesine bir bakın. İsimleri bir karşılaştırın. Seçim günü yapacağınız tercih kendiliğinden ve tüm berraklığıyla ortaya çıkacaktır.


 

17 Haziran 2007'de Radikal İki'de yayımlanmıştır.

0
0
0
Yorum Yaz