Yeni bir hayat için ne gerekir?

2013-07-02 22:58:00

Her değişimin bir müsebbibi vardır. Bu müsebbib, acılı, sancılı ve haksızlık da barındırıyor olabilir. Ama madem ki bu vakıa gerçekleşti, bunun sonucunda ne gibi yeniliklerin olabileceğine bakmak gerekir.   İnsan sadece olumsuzluğa, haksızlığa, kaosa odaklanırsa, bu sancılı sürecin sonunda gelebilecek olan büyük ferahın karşılanmasına gerekli hazırlığı yapmayabilir ve ferahı da yaşayamadan kaçırabilir.   Şu soğuk havalarda insan kendisini korumalı ve bahara da hazırlamalı kendini ve hatta yazın sıcağına karşı da tedbiri almalı.   Sosyal, psikolojik, siyasi, mesleki, vs. yönlerden de hayatımız böyle şekillenmiyor mu?   En kötü belanın dahi, ferahlık dönemi vardır ve bu bela, mutlaka bizim hayatımıçzda yeni bir sürece gebedir. Önemli olan bu doğum sancılı sürecin acılarına direnmek, sabretmek, itidalli olmak, gerekli tedbirleri almak, her türlü ihtimale karşı tedbirli olmak ve gelecek olan fırsatı kaçırmamak gerekir.   O fırsat ne?   Yeni bir hayat mı? Devamı

İnsan belleği ve mutluluk

2013-07-02 22:57:00

İnsanın başına bazı belalar gelmeli ve olaylar yaşamalı ki, belleği tazelenebilsin.   Düz bir grafik durmuş bir kalbin ritimlerini gösterir, ki yaşamın da engelleri olmaz ise insan için sıkıcı ve monotonluğun göstergesi olur.   Yaşam engelleri aşarak sürdürülürse, Nasrettin Hoca’nın eşeğini kaybedip yeniden bulması gibi mutluluğun da kaynağı böyle bir şeydir.   Bugün sorun yaşıyorsa insan, yaşamın devamı için sorunu çözmek gerekir. Sorun çözemeyip takılanlar sürdüremez yaşamı. Ama çözerek ilerleyenler tecrübe ile bina ederler.   Hem bu belaların ve olayların yaşandığı zaman ve mekan, hem de kişiler, anılarımızı canlı tutarlar. Eğer böyle olaylarımız yok ise, insan belleği delete olmuş boş bir dosya gibidir. Hatta hiç yoktur. Devamı

Jandarma mı, imam mı?

2013-07-02 22:53:00

“Köyden jandarma ile giden geri döner ama, imam ile giden ise dönemez!”denilir. Umudunu yitirmeye yüz tuttuğunda bu sözü hatırlamalı insan ve sabır ile sebat etmeyi bilmeli.   İnandığımız bütün değerlerimizi elimizden alsalar; bizi tümüyle itibarsızlaştırsalar da, gerçeğin gün yüzüne çıkması için uğraş vermek ve bunun için beklemekten başka çare yoksa, umudunu yitirmemeli insan.   Bugün güçlü duranların, güçlerinin tükenmesi, kendi dünyalarında çelişmeleri, kurdukları komplonun gerisini getirememeleri an meselesidir. Denir ya, “Her işte bir hayır vardır!”   İnşirah suresi, her zorluğun bir kolaylığı ile beraber geleceğine işaret eder. Zorluğun yanında, kolaylığı da görmek gerekir. Önemli olan bakış açısıdır.   Hele bir dur bakalım, kaybettiklerimiz ya da kaybedeceklerimize karşılık neler kazanacağız? Bekleyip görelim ve bunun için zamanı ve zamanın bize sunacağı fırsatları gözetelim.   Bize kötülük edenler imamla giderken, biz jandarma ile gittik. Mutlaka döneceğiz. Döneceğimize inanmalıyız.   Bugün en dibe vurduğumuz bir gün olabilir. İçine düştüğümüz kör bir kuyu ve ne etrafı görebiliyoruz, ne de bir gün ışığı görünüyor. Ama, bir tramplen gibi. En yükseğe çıkabilmek için en dibe vurmak gerekirse, bugün en dipte durduğumuzu, en dibe vurduğunuzu düşünürsek, tramplenin yayını iyice gerdiğimizi ve en dibe vurduğumuzu, buradan en yükseğe çıkma fırsatımızın doğacağını görmek gerekir.   Tramplenden düşersek, yerden yukarıya çıkabilmek için, başkaca yol ve yöntemleri düşünmek gerekir. Eğer durum ... Devamı

Camdaki su kütlesinin rolü

2013-06-28 16:19:00

Odanın ışığı sönünce geceleri; Şimdi, dış avluda bulunan ışık, odaya doğrudan yansıdığında, pencere önünde bulunan demir parmaklığın gölgesi, odanın içine yansıyor ve ışığın yansıması bu gölge nedeniyle körleşiyor. Eğer odanın içindeki ısı artarsa, dışarının ısısı düşerse, camda buğulanma ya da bulanma derecesinde biriken su buharcıkları /kütleleri, pencerede demir parmaklıklarının gölgesini, içeriye yansıtmıyor. Bu nedenle, henüz ışığı yeni söndürdüğümde, demir parmaklığın gölgesi, ışığı engellerken ve baklava dilimi kadar ışık ile yetinmem ve elimdeki kitabı görebilmem için demir parmaklığın gölgesine ayarlı bir okuma yapmam gerekirken; ilerleyen zamanda, içeride yatanların sıcak nefesleriyle ısınan odanın penceresindeki buharın oluşturduğu su kütlesi veya buzlanma, demir parmaklığın gölgesini yok ediyor. İşte o zaman, odanın ışığı sönükken, dış avludaki ışığın yardımı ile kitabımı daha kolay okuyor ve daha kolay yazabiliyorum. Böylelikle camdaki su kütlesinin marifeti ortaya çıkıyor. Bu tespitten nereye gidilebilir? Hamamda yıkanırken, hamam kurnasındaki suyun, hamam tasını kaldırması ile “buldum!” diye çırılçıplak dışarıya fırlayan buluşçu ile elma ağacının altında otururken, elma ağacından kafasına düşen elma ile yer çekimini bulan/keşfeden buluşçu gibi, bir merak saikiyle, bu olay nasıl yorumlanabilir? Zaten bu bilinmekte ve böyle bir bilgi yeni bir işe yaramamakta mıdır? Merakım bu. Bilimsel bir soruca gitmek, milyonlarca kez yapılan deneylerden sonra ortaya çıkan bir sonucun, hayatımızda bir karşılığının olması ile mümkün. Böyle bir gözlemin, hayatımızda ne gibi bir yeniliğe katkısı olabilir? Yoksa bu sadece basit bir gözlem mi? Ama beni şaşırtan, gece yarılarındakitap okuyan, ... Devamı

Anlaşılmak zor

2007-04-05 02:05:00

          Anlaşılmak zor, anlatabilir olmak ise daha zor. İnsanın kendisini bir başkasına anlatabilmesi için, hangi araçları kullanabiliyoruz ki? Henüz yeterli araçlarımız var mı? El, kol veya vücut hareketleri ile iletişim sağlayan insan, konuşma yeteneğini geliştirmiş. Konuşmanın dışında, yazma yöntemiyle iletişim kurarken de, konuşma düzeyinin ötesinde yeni sözcükler kullanamıyoruz. Peki konuşurken ya da yazarken kullandığımız sözcük hazinemiz ne kadar ki?          Gündelik hayatımızda kullandığımız sözcüklerimiz, bir zaman sonra ortaklaşıyor. Ancak bu ortaklaşma, hakim olan anlayış çerçevesinde şekilleniyor. Her birimiz aşkı, seksi, siyaseti, arkadaşlığı, kardeşliği, ulusalcılığı, milliyetçiliği, dürüstlüğü, ilahi bir başka anlayışla ifade etmeye çalışırken, bir noktadan sonra ortak bir payda da buluşuyoruz. Bu ortak payda hakim olan yaklaşımların ağırlığını taşıyor. Hakim anlayışa itiraz edenler ise, aykırı kalıyor. Aykırıların kullandıkları sözcükler dahi, “ben bunu farklı anlamda kullanıyorum”a dönüşüyor. Bu aykırılık hayatın her alanında yaşanıyor.          Peki hangisi doğru dediğimizde, toplumsal kuralların ortak paydasını çözüm olarak görüyoruz ama aykırılığa devam ederek, hakim olan anlayışın verdiği anlamları değiştirmeye çalışıyoruz. Bu arada aykırılığın getirdiği bütün aforoz edilme risklerini yaşıyoruz. Yani gündelik hayatımızda, sözcüklerin anlamlarını şekillendirme uğraşında dahi iktidar kavgası yaşıyoruz.          Oysa her birimiz sıradan, çıplak insanlarız. Toplumsal yaşantımızda edindiğimiz unvanlarımızın, aidiyet atfettiğimiz geçmiş toplumsal yapıların, geçmiş yaşadığmız yörenin farklılığı ya da bir sivil toplum örgütü veya partinin üyesi veya temsilcisi olmanın ötesinde herhangi bir farklılığımız yok. Özünü yitirme ve var olan duruma uyum sağlayamama her birimi... Devamı